Bir dağ kulübesinde doğup büyüyen Dicle, Bir gün bölgede yaşanan deprem nedeniyle yolu, İstanbul’daki konforlu hayatını geride bırakıp vicdan borcuyla askerliğini yapan Erkan’la kesişir.
Yıldız, Kuzey’i, kendini bildi bileli sevmektedir. Aileler de birbirinin can dostu olduğundan Kuzey’le Yıldız’a söz yüzüğü takılır. Lakin Kuzey, üniversite için İstanbul’a gittiğinde tüm sözlerini unutur.
Fazilet Hanım, dul kaldıktan sonra iki kızıyla birlikte, varoşun bağrında, küçücük evine sığdıramadığı büyük hayalleriyle, fakirlik içinde yaşar. O da, herkes gibi, daha iyi bir hayatın peşindedir.